Geçtiğimiz hafta Fener Rum Patriği I.Bartholomeos'un Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ı makamında ziyaret etmesiyle KASABA gazetesinin gündeme getirdiği "ayin planına" tepkiler devam ediyor. Papaz Bartholomeos'un, 9 Kasım'da Silivri Değirmenköy'deki metruk kilisede planladıkları ayinin yanlış olduğunu anlatan emekli imam hatip Kalender Battal, Hıristiyanların ülkemiz üzerinde siyasi politika yürüttüğünü ve Silivri'de de bu amaçla ayin yapılmak istendiğini belirtti.
Konunun son derece ciddiyetine dikkat çeken Battal, kimsenin basite almaması gerektiğinin altını çizdi.
Azınlıkların ayin ve ibadethanelerinin Cumhuriyet döneminde nerelerde yapılacağının belirlendiğini aktaran Battal, tarihte buna benzer bir çok hadisenin ardından olayların yaşandığını örneklerle anlattı.
Battal, sürece ilişkin önemli mesajlar vererek şöyle konuştu:‘10 YILDIR YOK MİLLİ ŞUUR
YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR’
“Papazların Silivri Değirmenköy'de metruk kilisede ayin yapmaları ilk bakışta iyi niyete dayalı bir durum gözükse bile, köyün geneline baktığınızda aslında Hıristiyan, yani gayrimüslim olan hiçbir ferd yoktur. Yani öyle bir şeye hiç ihtiyaç da yoktur. Fakat tarihe baktığımızda şunu görürüz, her zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde bilhassa azınlıklardan Yunan asıllı, yani Yunanistan’a yönelik olan Rumlar ve diğer mezhep kuruluşlarının Türkiye’de her zaman emelleri olmuştur. Türkiye’de art niyetlerini gizli olarak açığa çıkarmaksızın yürütmeye çalışmışlardır. Benim de tahmin ettiğim kadarıyla, daha önceki dönemlerde de yine aynı teşebbüslerde bulunulmuş, fakat bu Silivri genelinde hüsnü kabul görmemiştir. Gençlerimiz bilhassa duruma el koymuştur. Çünkü o zamanlarda insanlarda ülke sevdası, millet sevdası, Türkiye sevdası bilinci çok fazlaydı. Her şeyde olduğu gibi, bu gibi dini azınlıkların ülkemizdeki emellerini gerçekleştirmek babından, insanlardaki bu duygu yavaş yavaş köreldi. Bunu neden söylüyorum, çünkü herhangi bir ses çıkmıyor kimseden. Bunca sessizliğe rağmen biz de ayin günü orada olacağız, insanlar da o gün orada olacaklar. Ve bu işe tavır konulacaktır.
Kavmiyetçilikle milli duygu, milli şuuru bir birinden ayırt etmek lazım. On yıldır Türkiye’de kavmiyetçilik adına Türk insanının milli şuuru ve milli duygusu yok edilmeye çalışılıyor.‘MİLLİ ÇIKAR SÖZ KONUSUYSA’
Cumhuriyet’ten sonra Rum Azınlık Okulu ve buna benzer bir takım metruk binaların, devletin kendi kontrolüne geçildikten sonra verilen imkanlar Mustafa Kemal Atatürk'ün iyi niyet göstergesi olsa bile, karşı tarafın (Rum Hıristiyanların) böyle bir niyeti yoktur. Ve bu gibi şeyleri devlet serbest bıraktı. Şu anda azınlık olan Rum cemaatler, Türkiye’de eski durumlarını tekrar canlandırmak için davranışlar ve girişimlerde bulunuyorlar.
Evet, aslında geleceğe yönelik bir takım planları hazırlıyorlar. Halbuki biz şunu gördük, Türkiye Cumhuriyeti müstemlekeler tarafından işgal edildiğinde, burada İngiliz gemisini çiçeklerle karşılayan insanları Mustafa Kemal iyi tanımıştı. Ve o zaman tavırlarından biri de bu idi. Yani ülkenin çıkarı, milli çıkarlarımız, milli değerlerimiz söz konusuysa bunun karşılığında başka teferruata gerek yok, başka bir ayrıntıya gerek yoktur.‘IŞIKLAR TAVRINI KOYSUN’
Şu anda biz şunu istiyoruz. Belediye başkanından (Özcan Işıklar'dan) da hükümetten de artık geriye dönüş yapılsın. Bu konular ileriye gittiği zaman Türkiye'de bir tehlike olduğunu görüyoruz. Belediye başkanını ben çok seviyorum. Zaman zaman görüştüğümüzde camilere ve dini kurumlara karşı tavırlarından dolayı hoş karşıladım kendisini. Fakat ayin olayına karşıyım, bu işe karşıyız. Benim şu anda Sayın Özcan Işıklar’dan ricam; bir misafirperverlik göstersin, fakat kesinlikle bir tavır koysun. Sadece Hıristiyanları misafir olarak ağırlasın. Ama ayin yapılmasın.‘PARA, TURİST FALAN YOK’
Yani ben birkaç gündür şunu duydum ‘Efendim Hıristiyanlar buraya gelecek, Rumlar buraya gelecek. Para akıtacak, para verecek, esnafımıza para kazandıracak...’ Hayır efendim, bu kesinlikle doğru değil. Metruk kiliseleri hayata geçirme niyetindeler. Geçen gün Seymen’deydim. Aynı şeyi oraya bile gündeme getirdiler. Sohbet ediyorduk ve masadan birisi kalktı ‘Ya buraya Hıristiyan gelirse iyi olur.' Ben kalktım hemen cevap verdim. Tarihi konumda olsa kilise tamam, ama yıkık dökük ve harabe. Bunun kesinlikle bir tarihi öncülüğü yoktur.‘TÜRK ŞAHLANMASINI BİLİR’
Burada herhangi bir ayinlerden sonra, kimsenin gelip kilisede ayin yapması söz konusu bile değildir. Bu sadece devletin Rum azınlığına açtığı bir kapıdan içeri girerek, Hıristiyanların bizi kullanmak istemeleridir. Yani insanımızı, inancımızı, bir şekilde lekeleme veya burada kendilerine bir yer bulmak gibi bir tavır içindeler. Ama kesinlikle ben Türk insanının ve de Türk vatanının toprağı içindeki tüm asli unsurları Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle hepsi devlet ve vatan söz konusu olunca zaten şahlanmasını bilir. Ama biz şuan ona taraf değiliz. Sadece insanımızdan ricam şudur; her sorumlu vatandaşımız Değirmenköy’de o metruk kilisede ayin yapılmasına tepki göstermelidir. Tıpkı 10 yıl önce olduğu gibi…‘ONLAR SADECE SIKINTI GETİRİRLER’
Türkiye karıştırılmak isteniyor bu çok açık ve net. Güneydoğu'da bunları görüyoruz. Her üç kişiden birinin ajan olduğunu, provoke etmek için olaylar çıkardıklarını biliyoruz. Silivri de karma bir Türkiye’dir. Her coğrafyadan insanlarımız vardır. Bu zamanda da provoke edilmenin korkusunu yaşıyoruz. Bu nedenle olaylar çıksın istemiyoruz fakat bu ayine de sessiz kalmamak gerekiyor. Demokratik çerçevede tepki göstermemiz lazım. Belediye Başkanı Özcan Işıklar’dan ricamız, kesinlikle böyle bir ayine müsaade etmemesidir. Konumuz olduğu için söylüyorum, 'misafir edeceğiz' dediği için, tavır koyarak misafir etsin. Ve bunu da halka anlatsın. Çünkü biz her kime kucağımızı açtıysak, millet olarak onlardan ya nazar gördük ya da ihanet gördük. Şuanda yapılan da bundan öte bir şey değildir. Özcan Başkan şunu bilsin ki, bu insanlar Türkiye’ye ve Silivri’mize herhangi bir para döviz falan getirecek değiller. Gariban Hıristiyanlar, papazın eşliğinde gelecekler. Gariban insanlar gelecek çay içip simit yiyip gidecekler. Ve bundan öte de bir katkıları olmayacak.
Tüm köylerimizde de böyle olacak. Kilise bulunan Fenerköy, Değirmenköy ve Seymenköy'deki mahalle sakinlerimizin şunu bilmesini isterim ki, bu kiliselerden dolayı Silivri’ye turist akmaz. Hıristiyanlar geldiği zaman yani din adına geldikleri için, buraya para değil; sadece sıkıntı getirirler. Bunu da halkımızın bilmesini istiyorum.‘HIRİSTİYANLAR GELDİKLERİNDE…’
Bir örnek vereyim bakın. Kenya cumhurbaşkanı Jomo Kenyatta'nın bir sözü var. ‘Hıristiyanlar geldiklerinde, bizim altınlarımız vardı, madenlerimiz vardı, topraklarımız vardı. Onların da kolunun altında İnciller vardı. Bize ‘yumun gözlerinizi’ dediler, biz de gözlerimizi yumduk, Hıristiyan olduk. Gözlerimizi açtığımızda bir baktık ki onların İncilleri bizim koltuğumuzda, bizim topraklarımız da onların elindeydi.’ Yani çok güzel bir örnek.
Şuanda Türkiye’de 10 yılda gelinen noktanın bir aşamasını harekete geçirmek istiyorlar ve bunlar hesaplı planlı hareketler.‘HUZURU KAÇIRACAKLAR’
Mevcut kiliseleri hayata geçirmek ve ondan sonra da ajanlar aracılığıyla provokasyonlar yapacaklar. Silivri’mizde bir takım kötü hadiseler yaşabilir. Belki Kürt’ü-Türk’ü karıştırmak, belki daha değişik provokasyonlarla beraber Silivri’nin huzurunu kaçırabilirler. Buraya gelip sadece para mı harcayacaklar yani? Bu mümkün değil. Bakın Avrupa'dan gelen ve "gezi" adı altında para harcamak isteyen insanların, hiçbiri kiliseye bağlı değildir. Onlar zengin insanlardır, onların din gibi bir dertleri yoktur. Din gibi dertleri olan insanlar, genelde halk kesimidir. Fakir ve yoksul kesimidir. Yani üç veya beş kuruşa harcama yapan kişilerdir.‘MİLLİ HEYECAN ÖLDÜ’
İnsanların gönüllerindeki milli heyecan duyguları öldü, yok olmaya başladı. Fakat şu bir gerçek, kesinlikle Türk insanı diz çöktürülmüş veya yüzüstü getirilmemiştir. İçimizdeki milli duygular şahlandığı zaman herkesten hesap sorulur. Fakat şu andaki Rum azınlıkların, Rum cemaatlerinin, bunların da çeşitli kolları vardır. Türkiye’de herkes kendine bir yer edinmeye çalışıyor. Niye? Son iki yıldır Türkiye, bilhassa dış mihraklı ajanların hakimiyeti altına girmek üzere. Onun için şunu bir kere bilelim. Belediye Başkanımız çıkıp halka şunu demeli; ‘Biz bunu Türk insanının misafirperverliğinden dolayı yaptık. Kesinlikle bir amacımız yoktur. Biz halkımızla bütünüz.’ Çünkü Silivri halkının bu çoğunluğu bu olaydan dolayı Özcan Işıklar Bey’e kırgın. Verdiği demeçler ortada, biz de kırgınız. Bunları böyle bağrına basmak ya da kırk yıllık dost gibi, kadim dost gibi kucaklayarak değil de; arasına bir mesafe koyarak ve 'misafirlerimizsiniz, buyruk gelin' diyerek belli sınırlar çerçevesinde davranmalıdır.‘BEN BU ÜLKEYİ SEVİYORUM’
Türkiye’deki azınlıkların durumu Cumhuriyet’in döneminde belirlenmiştir. Bu görüşlerimden dolayı belki bana ‘bu kadar mı düşmansın’ diye eleştiri yapanlar olabilir. Hayır, ben Elhamdülillah Müslüman’ım. Müslüman olduğumdan dolayı benim gönlümdeki insan sevgisi zirvededir. Ben Hıristiyan dinine saygı gösteriyorum ama ülkemizde aklı olan, ayağımıza çelme takmak isteyen, ülkemizde geleceğe ait bir takım hesaplar peşinde koşan tüm kuruluşlara ve şahıslara karışıyım. Çünkü ben bu ülkeyi seviyorum.YENİDEN İSTANBUL'U ALMAK İSTİYORLAR
Türkiye’de azınlık durumunda tüm kuruluşlar, tüm cemaatler, tüm kilise dernekleri, Türkiye’ye bir amaç için geliyorlar. O amaç da nedir? Yeniden Konstantinopolis hareketi ve yeniden bir Hıristiyanlık dizaynıyla beraber gelişen Hıristiyanlık propagandasının temellerini atmak. Bu da en kolay nasıl olur?‘BÖLMEK, PARÇALAMAK VE YIKMAK’
Şimdi tekrar diyorum, kuran milli kavramdır. Kuran milli ülküdür ve kuran Türk insanının Kızıl Elma’sıdır. Bunu samimi söylüyorum. Nedir Kızıl Elma, Türk insanının en uzak hedefidir. Ulaşacağımız en uzak hedeftir. Bu da kuranla olmuştur. Şimdi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde yıkılan, tökezleyen, umutlarını kesen art niyetli bir takım unsurlar, ülkemizde yeniden niyetlerini filizlendirmek istiyorlar. Yani yeniden yaptırmaya çalışıyorlar. Bizim insanımız, Silivrili insanımız bilsin ki bunların amaçları farklıdır. Şu güzel huzur şehri olan Silivri'mizde kardeşi kardeşe düşürmek, başka emellerini gerçekleştirmek için bizi bölmek, parçalamak ve yıkmak istiyorlar. Bunun böyle bilinmesi lazım.‘O KORKU ONLARA YETER’
Böyle bir ayine Silivri halkı kesinlikle müsaade etmemelidir. Ben bizi tanıyan ve bize güvenen insanlara şunu diyorum ki, kesinlikle tepki gösterilmelidir. Ama vurup kırıp dökmeyle değil. Bizim duruşumuz; Türk insanının milliyetçi, vatansever Müslüman Türk halkının gözlerine bakıldığı zaman, o gün ne demek istediğimizi anlasınlar. Yani biz orada duralım sadece. Gözlerimize baksınlar o korku onlara yeter.‘BU OLAY MİLLETE
YAPILAN DURUŞTUR’
Diyanet İşleri Başkanlığı bir devlet kurumudur. Onlar, devletin istemediği bir görev yapamazlar. Ben diyanetin içerisinden gelmiş birisi olarak, imam hatipli arkadaşlarımızın da bu duruma yüzlerini ekşittiklerini biliyorum. Fakat şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumu olarak, devletin açılım adı altında veya efendim kardeşlik gösterisi adı altında yapılan diğer olaylara ses çıkarmadığı gibi, Silivri'deki ayine de ses çıkarmayacağını iyi biliyorum. Gönül isterdi ki Silivri geneline özel bu olay için Cuma günü bir hutbe okunsun, halk bilinçlendirilsin. Çünkü bu olay milli bir faildir. Yani milletimize karşı yapılmış bir duruştur. Hem de inancımıza, dinimize, geleneklerimize karşı yapılmış bir ters duruştur. Bu devam ederse Silivri’de daha değişik gelişmeler olabilir. Eğer her şey paraysa, bu insanlar parayla her kapıyı açarlar. Çünkü bu insanları Güneydoğu'da görüyoruz. Ajan prodüktör insanların nasıl cirit attığını, nasıl meselelere vakıf olduklarını, hatta gariban insanları alarak okutma adı altında, maaş adı altında nasıl Hıristiyanlıklara başladıklarını biliyoruz. Aynı olay da Silivri’mizde oynanmak istenebiliyor. Şuanda öyle bir adım yok ama Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. İleriye yönelik böyle bir faaliyete girecekler. İmam hatipli kardeşlerimizin Cuma günü vaazlarında bu konuyu işlemelerini ve bu konuda halkı bilinçlendirmelerini istiyorum.‘ÜLKÜCÜ HAREKETE
TEŞEKKÜR EDİYORUZ’
Papazlar 10 yıl önce buraya geldiklerinde mağlup olup ayrıldılar. Amaçlarına ulaşamadılar, çünkü engellendiler ve hayal kırıklığıyla geri döndüler. Ülkücülere o zamanki tavır ve davranışlarından dolayı teşekkür ederiz.. Gönül ister ki bu 9 Kasım’da her kuruluş ayine tepki göstersin. Sadece bir gurup veya bir cemaat, değil herkes duyarlı olsun. Uluslararası kardeşlik veya hoşgörü olabilir. Dinler arası hoşgörü olabilir. Bir de şuradan bakmak lazım. Bizim Yunanistan’da yüzlerce, binlerce camimiz var. Müslüman halkın olduğu bölgeler dışında kaç tanesi var? Bizim tüm merkezlerimizde kilise var. Peki, Yunanistan’ın başkentinde camiler var mı? Yoktur ve yaptırmıyorlar. Hıristiyan topraklarındaki camilerin durumunu da iyi bilmemiz gerekiyor. Olanları yıktılar. Bazılarını göstermelik olarak koruyorlar. Ama genelinde hep zarar verdiler."
Konunun son derece ciddiyetine dikkat çeken Battal, kimsenin basite almaması gerektiğinin altını çizdi.
Azınlıkların ayin ve ibadethanelerinin Cumhuriyet döneminde nerelerde yapılacağının belirlendiğini aktaran Battal, tarihte buna benzer bir çok hadisenin ardından olayların yaşandığını örneklerle anlattı.
Battal, sürece ilişkin önemli mesajlar vererek şöyle konuştu:‘10 YILDIR YOK MİLLİ ŞUUR
YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR’
“Papazların Silivri Değirmenköy'de metruk kilisede ayin yapmaları ilk bakışta iyi niyete dayalı bir durum gözükse bile, köyün geneline baktığınızda aslında Hıristiyan, yani gayrimüslim olan hiçbir ferd yoktur. Yani öyle bir şeye hiç ihtiyaç da yoktur. Fakat tarihe baktığımızda şunu görürüz, her zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde bilhassa azınlıklardan Yunan asıllı, yani Yunanistan’a yönelik olan Rumlar ve diğer mezhep kuruluşlarının Türkiye’de her zaman emelleri olmuştur. Türkiye’de art niyetlerini gizli olarak açığa çıkarmaksızın yürütmeye çalışmışlardır. Benim de tahmin ettiğim kadarıyla, daha önceki dönemlerde de yine aynı teşebbüslerde bulunulmuş, fakat bu Silivri genelinde hüsnü kabul görmemiştir. Gençlerimiz bilhassa duruma el koymuştur. Çünkü o zamanlarda insanlarda ülke sevdası, millet sevdası, Türkiye sevdası bilinci çok fazlaydı. Her şeyde olduğu gibi, bu gibi dini azınlıkların ülkemizdeki emellerini gerçekleştirmek babından, insanlardaki bu duygu yavaş yavaş köreldi. Bunu neden söylüyorum, çünkü herhangi bir ses çıkmıyor kimseden. Bunca sessizliğe rağmen biz de ayin günü orada olacağız, insanlar da o gün orada olacaklar. Ve bu işe tavır konulacaktır.
Kavmiyetçilikle milli duygu, milli şuuru bir birinden ayırt etmek lazım. On yıldır Türkiye’de kavmiyetçilik adına Türk insanının milli şuuru ve milli duygusu yok edilmeye çalışılıyor.‘MİLLİ ÇIKAR SÖZ KONUSUYSA’
Cumhuriyet’ten sonra Rum Azınlık Okulu ve buna benzer bir takım metruk binaların, devletin kendi kontrolüne geçildikten sonra verilen imkanlar Mustafa Kemal Atatürk'ün iyi niyet göstergesi olsa bile, karşı tarafın (Rum Hıristiyanların) böyle bir niyeti yoktur. Ve bu gibi şeyleri devlet serbest bıraktı. Şu anda azınlık olan Rum cemaatler, Türkiye’de eski durumlarını tekrar canlandırmak için davranışlar ve girişimlerde bulunuyorlar.
Evet, aslında geleceğe yönelik bir takım planları hazırlıyorlar. Halbuki biz şunu gördük, Türkiye Cumhuriyeti müstemlekeler tarafından işgal edildiğinde, burada İngiliz gemisini çiçeklerle karşılayan insanları Mustafa Kemal iyi tanımıştı. Ve o zaman tavırlarından biri de bu idi. Yani ülkenin çıkarı, milli çıkarlarımız, milli değerlerimiz söz konusuysa bunun karşılığında başka teferruata gerek yok, başka bir ayrıntıya gerek yoktur.‘IŞIKLAR TAVRINI KOYSUN’
Şu anda biz şunu istiyoruz. Belediye başkanından (Özcan Işıklar'dan) da hükümetten de artık geriye dönüş yapılsın. Bu konular ileriye gittiği zaman Türkiye'de bir tehlike olduğunu görüyoruz. Belediye başkanını ben çok seviyorum. Zaman zaman görüştüğümüzde camilere ve dini kurumlara karşı tavırlarından dolayı hoş karşıladım kendisini. Fakat ayin olayına karşıyım, bu işe karşıyız. Benim şu anda Sayın Özcan Işıklar’dan ricam; bir misafirperverlik göstersin, fakat kesinlikle bir tavır koysun. Sadece Hıristiyanları misafir olarak ağırlasın. Ama ayin yapılmasın.‘PARA, TURİST FALAN YOK’
Yani ben birkaç gündür şunu duydum ‘Efendim Hıristiyanlar buraya gelecek, Rumlar buraya gelecek. Para akıtacak, para verecek, esnafımıza para kazandıracak...’ Hayır efendim, bu kesinlikle doğru değil. Metruk kiliseleri hayata geçirme niyetindeler. Geçen gün Seymen’deydim. Aynı şeyi oraya bile gündeme getirdiler. Sohbet ediyorduk ve masadan birisi kalktı ‘Ya buraya Hıristiyan gelirse iyi olur.' Ben kalktım hemen cevap verdim. Tarihi konumda olsa kilise tamam, ama yıkık dökük ve harabe. Bunun kesinlikle bir tarihi öncülüğü yoktur.‘TÜRK ŞAHLANMASINI BİLİR’
Burada herhangi bir ayinlerden sonra, kimsenin gelip kilisede ayin yapması söz konusu bile değildir. Bu sadece devletin Rum azınlığına açtığı bir kapıdan içeri girerek, Hıristiyanların bizi kullanmak istemeleridir. Yani insanımızı, inancımızı, bir şekilde lekeleme veya burada kendilerine bir yer bulmak gibi bir tavır içindeler. Ama kesinlikle ben Türk insanının ve de Türk vatanının toprağı içindeki tüm asli unsurları Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle hepsi devlet ve vatan söz konusu olunca zaten şahlanmasını bilir. Ama biz şuan ona taraf değiliz. Sadece insanımızdan ricam şudur; her sorumlu vatandaşımız Değirmenköy’de o metruk kilisede ayin yapılmasına tepki göstermelidir. Tıpkı 10 yıl önce olduğu gibi…‘ONLAR SADECE SIKINTI GETİRİRLER’
Türkiye karıştırılmak isteniyor bu çok açık ve net. Güneydoğu'da bunları görüyoruz. Her üç kişiden birinin ajan olduğunu, provoke etmek için olaylar çıkardıklarını biliyoruz. Silivri de karma bir Türkiye’dir. Her coğrafyadan insanlarımız vardır. Bu zamanda da provoke edilmenin korkusunu yaşıyoruz. Bu nedenle olaylar çıksın istemiyoruz fakat bu ayine de sessiz kalmamak gerekiyor. Demokratik çerçevede tepki göstermemiz lazım. Belediye Başkanı Özcan Işıklar’dan ricamız, kesinlikle böyle bir ayine müsaade etmemesidir. Konumuz olduğu için söylüyorum, 'misafir edeceğiz' dediği için, tavır koyarak misafir etsin. Ve bunu da halka anlatsın. Çünkü biz her kime kucağımızı açtıysak, millet olarak onlardan ya nazar gördük ya da ihanet gördük. Şuanda yapılan da bundan öte bir şey değildir. Özcan Başkan şunu bilsin ki, bu insanlar Türkiye’ye ve Silivri’mize herhangi bir para döviz falan getirecek değiller. Gariban Hıristiyanlar, papazın eşliğinde gelecekler. Gariban insanlar gelecek çay içip simit yiyip gidecekler. Ve bundan öte de bir katkıları olmayacak.
Tüm köylerimizde de böyle olacak. Kilise bulunan Fenerköy, Değirmenköy ve Seymenköy'deki mahalle sakinlerimizin şunu bilmesini isterim ki, bu kiliselerden dolayı Silivri’ye turist akmaz. Hıristiyanlar geldiği zaman yani din adına geldikleri için, buraya para değil; sadece sıkıntı getirirler. Bunu da halkımızın bilmesini istiyorum.‘HIRİSTİYANLAR GELDİKLERİNDE…’
Bir örnek vereyim bakın. Kenya cumhurbaşkanı Jomo Kenyatta'nın bir sözü var. ‘Hıristiyanlar geldiklerinde, bizim altınlarımız vardı, madenlerimiz vardı, topraklarımız vardı. Onların da kolunun altında İnciller vardı. Bize ‘yumun gözlerinizi’ dediler, biz de gözlerimizi yumduk, Hıristiyan olduk. Gözlerimizi açtığımızda bir baktık ki onların İncilleri bizim koltuğumuzda, bizim topraklarımız da onların elindeydi.’ Yani çok güzel bir örnek.
Şuanda Türkiye’de 10 yılda gelinen noktanın bir aşamasını harekete geçirmek istiyorlar ve bunlar hesaplı planlı hareketler.‘HUZURU KAÇIRACAKLAR’
Mevcut kiliseleri hayata geçirmek ve ondan sonra da ajanlar aracılığıyla provokasyonlar yapacaklar. Silivri’mizde bir takım kötü hadiseler yaşabilir. Belki Kürt’ü-Türk’ü karıştırmak, belki daha değişik provokasyonlarla beraber Silivri’nin huzurunu kaçırabilirler. Buraya gelip sadece para mı harcayacaklar yani? Bu mümkün değil. Bakın Avrupa'dan gelen ve "gezi" adı altında para harcamak isteyen insanların, hiçbiri kiliseye bağlı değildir. Onlar zengin insanlardır, onların din gibi bir dertleri yoktur. Din gibi dertleri olan insanlar, genelde halk kesimidir. Fakir ve yoksul kesimidir. Yani üç veya beş kuruşa harcama yapan kişilerdir.‘MİLLİ HEYECAN ÖLDÜ’
İnsanların gönüllerindeki milli heyecan duyguları öldü, yok olmaya başladı. Fakat şu bir gerçek, kesinlikle Türk insanı diz çöktürülmüş veya yüzüstü getirilmemiştir. İçimizdeki milli duygular şahlandığı zaman herkesten hesap sorulur. Fakat şu andaki Rum azınlıkların, Rum cemaatlerinin, bunların da çeşitli kolları vardır. Türkiye’de herkes kendine bir yer edinmeye çalışıyor. Niye? Son iki yıldır Türkiye, bilhassa dış mihraklı ajanların hakimiyeti altına girmek üzere. Onun için şunu bir kere bilelim. Belediye Başkanımız çıkıp halka şunu demeli; ‘Biz bunu Türk insanının misafirperverliğinden dolayı yaptık. Kesinlikle bir amacımız yoktur. Biz halkımızla bütünüz.’ Çünkü Silivri halkının bu çoğunluğu bu olaydan dolayı Özcan Işıklar Bey’e kırgın. Verdiği demeçler ortada, biz de kırgınız. Bunları böyle bağrına basmak ya da kırk yıllık dost gibi, kadim dost gibi kucaklayarak değil de; arasına bir mesafe koyarak ve 'misafirlerimizsiniz, buyruk gelin' diyerek belli sınırlar çerçevesinde davranmalıdır.‘BEN BU ÜLKEYİ SEVİYORUM’
Türkiye’deki azınlıkların durumu Cumhuriyet’in döneminde belirlenmiştir. Bu görüşlerimden dolayı belki bana ‘bu kadar mı düşmansın’ diye eleştiri yapanlar olabilir. Hayır, ben Elhamdülillah Müslüman’ım. Müslüman olduğumdan dolayı benim gönlümdeki insan sevgisi zirvededir. Ben Hıristiyan dinine saygı gösteriyorum ama ülkemizde aklı olan, ayağımıza çelme takmak isteyen, ülkemizde geleceğe ait bir takım hesaplar peşinde koşan tüm kuruluşlara ve şahıslara karışıyım. Çünkü ben bu ülkeyi seviyorum.YENİDEN İSTANBUL'U ALMAK İSTİYORLAR
Türkiye’de azınlık durumunda tüm kuruluşlar, tüm cemaatler, tüm kilise dernekleri, Türkiye’ye bir amaç için geliyorlar. O amaç da nedir? Yeniden Konstantinopolis hareketi ve yeniden bir Hıristiyanlık dizaynıyla beraber gelişen Hıristiyanlık propagandasının temellerini atmak. Bu da en kolay nasıl olur?‘BÖLMEK, PARÇALAMAK VE YIKMAK’
Şimdi tekrar diyorum, kuran milli kavramdır. Kuran milli ülküdür ve kuran Türk insanının Kızıl Elma’sıdır. Bunu samimi söylüyorum. Nedir Kızıl Elma, Türk insanının en uzak hedefidir. Ulaşacağımız en uzak hedeftir. Bu da kuranla olmuştur. Şimdi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde yıkılan, tökezleyen, umutlarını kesen art niyetli bir takım unsurlar, ülkemizde yeniden niyetlerini filizlendirmek istiyorlar. Yani yeniden yaptırmaya çalışıyorlar. Bizim insanımız, Silivrili insanımız bilsin ki bunların amaçları farklıdır. Şu güzel huzur şehri olan Silivri'mizde kardeşi kardeşe düşürmek, başka emellerini gerçekleştirmek için bizi bölmek, parçalamak ve yıkmak istiyorlar. Bunun böyle bilinmesi lazım.‘O KORKU ONLARA YETER’
Böyle bir ayine Silivri halkı kesinlikle müsaade etmemelidir. Ben bizi tanıyan ve bize güvenen insanlara şunu diyorum ki, kesinlikle tepki gösterilmelidir. Ama vurup kırıp dökmeyle değil. Bizim duruşumuz; Türk insanının milliyetçi, vatansever Müslüman Türk halkının gözlerine bakıldığı zaman, o gün ne demek istediğimizi anlasınlar. Yani biz orada duralım sadece. Gözlerimize baksınlar o korku onlara yeter.‘BU OLAY MİLLETE
YAPILAN DURUŞTUR’
Diyanet İşleri Başkanlığı bir devlet kurumudur. Onlar, devletin istemediği bir görev yapamazlar. Ben diyanetin içerisinden gelmiş birisi olarak, imam hatipli arkadaşlarımızın da bu duruma yüzlerini ekşittiklerini biliyorum. Fakat şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumu olarak, devletin açılım adı altında veya efendim kardeşlik gösterisi adı altında yapılan diğer olaylara ses çıkarmadığı gibi, Silivri'deki ayine de ses çıkarmayacağını iyi biliyorum. Gönül isterdi ki Silivri geneline özel bu olay için Cuma günü bir hutbe okunsun, halk bilinçlendirilsin. Çünkü bu olay milli bir faildir. Yani milletimize karşı yapılmış bir duruştur. Hem de inancımıza, dinimize, geleneklerimize karşı yapılmış bir ters duruştur. Bu devam ederse Silivri’de daha değişik gelişmeler olabilir. Eğer her şey paraysa, bu insanlar parayla her kapıyı açarlar. Çünkü bu insanları Güneydoğu'da görüyoruz. Ajan prodüktör insanların nasıl cirit attığını, nasıl meselelere vakıf olduklarını, hatta gariban insanları alarak okutma adı altında, maaş adı altında nasıl Hıristiyanlıklara başladıklarını biliyoruz. Aynı olay da Silivri’mizde oynanmak istenebiliyor. Şuanda öyle bir adım yok ama Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. İleriye yönelik böyle bir faaliyete girecekler. İmam hatipli kardeşlerimizin Cuma günü vaazlarında bu konuyu işlemelerini ve bu konuda halkı bilinçlendirmelerini istiyorum.‘ÜLKÜCÜ HAREKETE
TEŞEKKÜR EDİYORUZ’
Papazlar 10 yıl önce buraya geldiklerinde mağlup olup ayrıldılar. Amaçlarına ulaşamadılar, çünkü engellendiler ve hayal kırıklığıyla geri döndüler. Ülkücülere o zamanki tavır ve davranışlarından dolayı teşekkür ederiz.. Gönül ister ki bu 9 Kasım’da her kuruluş ayine tepki göstersin. Sadece bir gurup veya bir cemaat, değil herkes duyarlı olsun. Uluslararası kardeşlik veya hoşgörü olabilir. Dinler arası hoşgörü olabilir. Bir de şuradan bakmak lazım. Bizim Yunanistan’da yüzlerce, binlerce camimiz var. Müslüman halkın olduğu bölgeler dışında kaç tanesi var? Bizim tüm merkezlerimizde kilise var. Peki, Yunanistan’ın başkentinde camiler var mı? Yoktur ve yaptırmıyorlar. Hıristiyan topraklarındaki camilerin durumunu da iyi bilmemiz gerekiyor. Olanları yıktılar. Bazılarını göstermelik olarak koruyorlar. Ama genelinde hep zarar verdiler."










